Osmanlı ‘nın Keskin Kılıcı Yeniçeriler

0
669

Yeniçeriler Padişah ’a bağlı Kapıkulu Ocakları ’nın piyade kısmının en büyük bölümünü oluşturmaktaydı. Yeniçeri ocağının komutanına Yeniçeri Ağası , Yeniçeri taburlarına orta denirdi. Yeniçeri Ocağı içerisinde her biri en az yüz kişiden oluşan 196 orta bulunmaktaydı.Her ortanın başında Çorbacı denilen bir zabit bulunmaktaydı.Yeniçeriler sağ kol ve bacaklarına ait oldukları ortayı simgeleyen dövme yaptırırlardı.
Yeniçeriler her zaman kendilerini A-li Osman tahtında oturan padişahın kulları bildiler ve kulluk ile övündüler.Padişah, geleneksel olarak bir numaralı ortanın bir numaralı yeniçerisi olarak ocağa kaydedilir ve isminin yanına unvan olarak padişah,sultan değil,’’baba’’ yazılırdı.. Öyle ki; her üç ayda bir dağıtılan maaşlarda padişah yeniçeri kıyafetini giyer ve bir yeniçeri olarak maaşını alırdı. Yeniçeriler,yılda bir elbise ve üç ayda bir yevmiye hesabı üzerinden ulufe denen maaş alırlardı.
Yeniçeriler kışla ve karargahlarında bir arada yaşarlardı.Yaşlanıp emekliye ayrılana kadar,evlenmeleri,çocuk sahibi olmaları ve sakal bırakmaları yasaktı. Kışlalarından ayrılamazlar ve burada talim ve terbiye ile vakit geçirirlerdi. öldüklerinde ise mal varlıkları yeniçeri ocağına kalırdı. Onların tüm ailesi “baba” ları olan padişahtı.
Yeniçeriler Bektaşi mezhebine mensup olup pirleri Hacı Bektaşı Veli idi.15.yüzyılda ocak, Bektaşi tarikatıyla resmen birleşti. Bu bağlantı sebebiyle ocağa ” Ocağ-ı Bektaşıyan” da denilmiştir.
Yeniçeriler zorlu bir eğitime tabi tutulurdu. İlk önce kılıç kullanmayı ve yayla ok atmayı öğrenirlerdi.Kılıç talimlerinde keçeden yapılmış mankenlere kılıç çalarak parçalamaya çalışırlardı. Ok talimlerinde hiç durmadan üç yüz dört yüz ok atabilecek seviyeye ulaşırlardı. Yağlı mermerleri tokatlayarak ellerinin sertleşmesni sağlarlar, sürat koşuları ve güreş müsabakaları yaparlardı . Daha sonra bu talimlere tüfek de eklendi. Başlarına börk denilen beyaz keçeden bir şapka takarlardı. Bunun arkasında ise yatırma denilen ve omza kadar inen bir parça yer alırdı. Bu kısım enseyi soğuktan koruduğu gibi, arkadan gelebilecek düşman hamlelerine karşı da bir tedbir niteliğindeydi. Ayakkabıları seferde yandan kopçalı çizme, şehirde ise ökçesiz yemeni idi. Dizlerinin altına kadar inen elbise ve şalvar giyinirlerdi. Savaş vakti hafif örme zırhlar da giyerlerdi Yeniçeriler her zaman askerdiler. Savaşlardan sonra bir kısmı merkezde padişahın sarayında görev yaparken diğerleri divan-ı hümayun muhafızlığı, şehir ve kasabaların inzibatı ve serhat kalelerinde muhafızlık görevlerinde bulunurlardı.
Savaşta ordunun merkezinde, birinci yeniçeri sayılan padişahın önünde yer alırlardı. Yeniçerilerin katıldığı ilk büyük savaş Birinci Kosova Savaşı’dır. Seferde öncelikli görevleri sultanı korumaktır. Padişaha yaklaşan birlikler olursa hilal gibi açılır, düşman içeri girince çember gibi kapanarak düşmanı imha ederlerdi. Yeniçeriler hakkında pek bilinmeyen bir diğer özellik ise onların birer kuşatma ustası olduğuydu. 15. ve 16. yy’da döneminin en iyi lağımcıları yeniçeri ocağında yetişiyordu. Özellikle Sur altından tünel kazma ve surlarda gedik açma işini başarıyla yerine getirmekteydiler. Yeniçerilere has olan bir diğer özellik de savaş bandosuydu.Mehteran adındaki bu dünya tarihindeki ilk modern ordu bandosu; Emirlerin iletilmesi, askerleri manevi olarak desteklemek ve harekat sırasında senkron sağlamak için kullanılıyordu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here